top of page

Hippity Hoppity

14 Ağu
3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 11 saat önce

Tavşanın Geçtiği Bahçe


Hippity Hoppity ürün kutusu

Hippity-hoppity, İngilizcenin ciddi görünmeye hiç niyeti olmayan ifadelerinden biridir. Küçük bir hayvanın çimenlerin üzerinde sıçrayarak ilerleyişini sesle taklit eder; söylenirken bile yerinde duramaz. Kelimenin kökleri on dokuzuncu yüzyıl Britanya İngilizcesine uzanır. Fakat bugün ona yüklediğimiz Paskalya neşesi, büyük ölçüde Amerikan popüler kültürünün eseridir.

Paskalya tavşanı elbette hikâyeye çok daha önce girmişti. Baharın, çoğalmanın ve yeniden başlayan hayatın eski simgelerinden biri olan tavşan; Avrupa’dan Amerika’ya taşınan geleneklerin içinde yumurtalar saklayan, çocukların bahçede izini sürdüğü masalsı bir karaktere dönüştü. Hippity-hoppity ise zamanla onun ayak sesi oldu. Özellikle yirminci yüzyılın ortalarında çocuk şarkıları ve Paskalya hikâyeleri sayesinde, tavşanın elinde renkli yumurtalarla yoldan geldiğini daha görünmeden haber veren neşeli bir nida hâline geldi.


Fakat Hippity Hoppity’yi tasarlarken yalnızca çikolata yumurtalarını, pastel renkleri ve sepetlerin arasından çıkan tavşan kulaklarını düşünmedik. Paskalya’nın çocuklara ayrılan tatlı yüzünün arkasında, yetişkinlerin saatlerce oturduğu daha ciddi bir sofra vardır. Kızarmış etler, fırınlanmış patatesler, ilkbahar sebzeleri ve mutfağın her köşesine yayılan taze ot kokuları… Kışın ağır yemeklerinden baharın daha yeşil sofrasına geçildiğini haber veren uzun bir öğle yemeği.


Çayın reçetesi işte bu sofranın kokularından doğdu.


Biberiye ve karabiber, fırından yeni çıkmış bir yemeğin etrafında yükselen sıcak ve iştah açıcı havayı taşır. Nane, tabağa baharın serinliğini getirir. Zahter, alışılmış Paskalya sofrasına doğrudan ait değildir belki; ama kekiğimsi, yabani ve güneşte ısınmış karakteriyle o sofradaki aromatik otların Mama Ram mutfağındaki karşılığıdır. Reçetenin içine yerleştiğinde, İngiliz ve Amerikan kırlarının uslu bahçelerine biraz Akdeniz yamaçları karıştırır.


Karahindiba ise hikâyenin en önemli küçük ayrıntılarından biridir. Kusursuzca düzenlenmiş bir bahçenin çiçeği değildir; davet beklemeden belirir. Çimenlerin arasından çıkar, kaldırım çatlaklarına yerleşir ve baharın geldiğini kimseye danışmadan ilan eder. Bir süre sonra beyaz, uçucu bir küreye dönüşür; çocuklar onu üfler, tohumları havaya karışırken dilek tutar. Böylece karahindiba, Hippity Hoppity’nin içinde hem çocukluğun oyunlarına hem de mevsimin kontrol edilemeyen canlılığına bağlanır.

Bütün bu otsu, tuzlu ve hafif yabani karakteri Orange Pekoe’nun tok siyah çay zemini üzerinde bir araya getirdik. İsmi zaman zaman portakallı bir çaymış gibi yanlış anlaşılır; oysa Orange Pekoe bir aroma değil, siyah çay yaprağının sınıflandırılmasında kullanılan tarihî bir terimdir. Harmanda görevi gösteriş yapmak değil, biberiyeyi, naneyi, zahteri ve karabiberi taşıyacak sağlam bir zemin kurmaktır. Bahar bahçesinin dağılmasına izin vermeyen koyu renkli bir omurga gibi.


Böylece ortaya Paskalya şekerlemelerini taklit eden sevimli bir mevsim çayı çıkmadı. Hippity Hoppity, bayramın kendisinden çok, bayram günü açık kalan mutfak kapısından içeri sızan kokulara benzer: fırındaki yemeğe, ezilmiş karabibere, kesilmiş taze otlara ve bahçede bir şey arayan çocukların uzaktan gelen seslerine.


Adı neşeyle sekip duruyor olabilir. Fakat Hippity Hoppity, çocuk masasına bırakılmış renkli bir yumurtadan çok, yetişkinlerin sofrasından gizlice kaçırılmış bir avuç kokulu ota benzer.


Kutunun üzerinde ise bir tavşan değil, tomurcuklanmış bir söğüt dalına konmuş büyük baştankara vardır. Siyah başı, beyaz yanakları ve sarı-yeşil gövdesiyle Avrupa bahçelerinin en tanıdık küçük sakinlerinden biri olan bu kuş, ötüşünü tomurcukların açıldığı erken ilkbaharda duyurmaya başlar; yuvalarındaki benekli yumurtalar da çoğunlukla Paskalya mevsiminin ardından, nisan ve mayıs aylarında belirir. Büyük baştankaranın kendi başına dinî bir Paskalya sembolü olduğu söylenemez. O daha çok, mevsimin değiştiğini kilise takvimine ihtiyaç duymadan bilen küçük bir bahar habercisidir.


Asıl eski Paskalya işareti, kuşun gagasının altındaki söğüt dalında saklıdır. Palmiyelerin yetişmediği Kuzey ve Doğu Avrupa ülkelerinde, erken tomurcuklanan söğüt dalları yüzyıllar boyunca Palmiye Pazarı’nda palmiye yapraklarının yerini aldı. Kış henüz bütünüyle çekilmeden beliren yumuşak, gümüş renkli tomurcuklar; yeni hayatın ve dirilişin doğal simgelerinden biri hâline geldi. Böyle bakıldığında kutudaki sahne yalnızca sevimli bir bahar resmi değildir: bir yanda Paskalya geleneğinin eski söğüt dalı, diğer yanda yeni mevsimin başladığını ötüşüyle ilan eden küçük bir kuş vardır.


Hippity Hoppity’nin tavşanı kutunun üzerinde görünmez. Belki çoktan kadrajdan çıkmış, yumurtalarını saklamak için bahçenin öbür ucuna sekmiştir. Geriye yalnızca onun geçtiği yerde kıpırdayan bir dal ve neler olduğunu merakla aşağıdan izleyen baştankara kalmıştır.


Hippity Hoppity
FromTRY 515.00
Satın Al

 

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page