top of page

Chemicals Between Us

8 saat önce
4 dakikada okunur

Her şeyin doğal olması gerektiğini kim söyledi?


Yıllardır elimizden geldiğince düzgün davranıyoruz.


Gerçek çay kullandık. Gerçek baharat kullandık. Meyveyi kuruttuk, kabuğu rendeledik, kökü öğüttük. Vanilya dediğimizde içinde vanilya, tarçın dediğimizde tarçın olsun istedik. Bir harmanın rengini değiştirmek gerekiyorsa içine başka bir bitki koyduk. Aroması yetmiyorsa daha fazla hammadde kullandık.


Kısacası, %100 doğal ürün yapmak için gereğinden fazla uğraştık.


Sonra etrafımıza baktık.


Pembe içecekler içiyordunuz.


Turuncu olanları da.


Mangodan daha fazla mango kokan mangoları, nardan daha kırmızı narları, elmanın hayatta hiçbir zaman ulaşamayacağı kadar elmalı şeyleri seviyordunuz.


Mesajı aldık.


Chemicals Between Us'a hoş geldiniz.


Siz istediniz.

Tamam, bunu bize kelimesi kelimesine söylemediniz.


Kimse dükkâna girip:

“Merhaba, mümkünse içinde meyveden ziyade meyve fikri bulunan bir şey alabilir miyim?”

demedi.


Ama yıllardır dünyanın tüketim alışkanlıkları aşağı yukarı bunu söylüyor.

Çünkü insan her zaman karmaşık olanı istemiyor. Bazen tek istediği, kapağı açtığı anda neyle karşılaşacağını bildiği tatlı, parlak, yoğun ve son derece tanıdık bir tat.


Peki neden seviyoruz bunları?

İşin ilginç tarafı şu: yapay aromalı içeceklerin çekiciliği yalnızca ucuz veya kolay olmaları değil.


Çünkü tat dediğimiz şey yalnızca dilimizle algıladığımız bir şey değil. Koku, renk, beklenti, hafıza ve bağlam birlikte çalışıyor.


Çocukken içtiğiniz vişneli içecek gerçekten vişneye çok benzememiş olabilir. Ama yıllar sonra aynı kokuyu aldığınızda beyniniz size vişneden çok daha değerli bir şey verebilir:



1987 yazını.


Bu nedenle bazı yapay tatların gerçek meyveye birebir benzememesi aslında bir kusur olmak zorunda değil.


Onlar zaman içinde kendi tat kategorilerini yarattılar.

“Muz aroması” artık muzdan bağımsız bir şey olabilir.

“Çilek aroması” çileğin kendisinden daha çileksi algılanabilir.

Ve “yeşil elma” dediğimiz şey bazen botanikten çok çocuklukta yediğimiz şekerlemelere ait bir kavramdır.


Gerçek meyve her seferinde biraz değişir.


Aroma ise size söz verdiği yere gelir.


Her. Seferinde.


Bir mango ne kadar mango olabilir?

Aroma endüstrisinin yaptığı ilginç şeylerden biri, doğadaki karmaşık tat ve koku deneyimini daha belirgin birkaç işarete dönüştürmektir.

Gerçek bir mangoyu düşünün.

Tatlıdır ama biraz ekşidir. Çeşidine göre reçinemsi, çiçeksi, tropikal hatta hafif yeşil notalar taşıyabilir. Olgunluğuna göre değişir. Bir mango muhteşemdir, yanındaki eh iştedir.


“Mango aromalı” bir üründen ise kimse bu belirsizliği beklemez.

Onun görevi çok daha basittir:


MANGO!


Büyük harflerle.

Aroma formülasyonları da çoğu zaman tam olarak bunu yapmaya çalışır: tüketicinin belirli bir tada ilişkin tanıdığı işaretleri belirginleştirmek.

Sonuç bazen gerçek meyvenin kopyası değildir.


Meyvenin karikatürüdür.


Ve karikatürün avantajı, kimi çizdiğini anlamanız için beş saniye beklemenize gerek olmamasıdır.


Toz içecek dediğimiz şey aslında nedir?

Formüller üründen ürüne değişir ama klasik aromalı içecek tozlarının mimarisi şaşırtıcı derecede tanıdıktır.

Genellikle temel yapı şeker veya başka bir taşıyıcı ile başlar. Ardından ekşiliği ve genel tat profilini düzenlemek için sitrik asit gibi asitlik düzenleyiciler, karakteristik kokuyu ve tadı oluşturmak için aroma vericiler, görsel beklentiyi tamamlamak için renklendiriciler ve ürünün depolama sırasında birbirine yapışmasını azaltmak için topaklanmayı önleyiciler kullanılabilir.


Bazı formüllerde gerçek meyve parçaları, meyve tozları, baharatlar veya başka bileşenler de bulunabilir.


Sonra bunların hepsi kuru ve homojen bir karışım hâline getirilir.

Su eklersiniz.

Karıştırırsınız.

Ve birkaç saniye önce beyazımsı bir toz olan şey birden:

NAR.


En azından kültürel olarak üzerinde anlaştığımız nar fikri.

Kimya bazen oldukça eğlencelidir.


Renk neden bu kadar önemli?

Çünkü gözümüz içeceği dilimizden önce içer.

Bir içecek koyu kırmızıysa beynimiz henüz bardağı ağzımıza götürmeden nar, vişne, çilek veya orman meyveleri ailesinden bir şey beklemeye başlar.

Parlak sarı-turuncu bize mango, portakal veya tropikal meyve der.

Yeşil?

Elma. Lime. Belki nane.

İçeceğin rengiyle aroması arasında beklediğimiz ilişki bozulduğunda tadı algılayışımız bile değişebilir.

Bu yüzden renklendirici yalnızca “güzel görünsün” diye kullanılan bir unsur değildir. Aynı zamanda ürünün bize daha içmeden anlattığı hikâyenin bir parçasıdır.

Doğa bunu oldukça karmaşık pigmentlerle yapıyor.

Bizim pembe paketlerin içinde işler biraz daha kestirme.


Peki insanlar neden hâlâ bunları içiyor?

Çünkü bazen gastronomi istemiyoruz.


Bir şeyin güzel olmasını istiyoruz.

Kolay hazırlanmasını.

Tatlı olmasını.

Soğuk olmasını.

Çocukluğumuzdaki bir şeyi hatırlatmasını.

Her seferinde aynı tadı vermesini.

Bardağın Instagram'da saçma derecede güzel görünmesini.

Ya da yalnızca çarşamba öğleden sonra saat 16.20'de beynimizin:


PEMBE ŞEY İSTİYORUM

demesini.

Bütün tüketim tercihlerimizi rafine damak zevkiyle açıklamaya çalışmak insana biraz fazla kredi vermek olur.

Bazen seçimlerimiz kültürdür.

Bazen hafızadır.

Bazen kolaylıktır.

Bazen meraktır.

Bazen de şekerli, soğuk ve floresan pembedir.

Ve bunda dünyanın sonunu getirecek bir şey yok.



ANTI–MAMA RAM neden var?

Çünkü Mama Ram'ın yaptığı hemen her şeyin tersini yapan bir ürün grubu yapmak bize komik geldi.


Mama Ram:

“Bu çayın içindeki bergamot kabuğunu kendimiz kestik.”


ANTI–MAMA RAM:

AROMA.


Mama Ram:

“Bu rengin tamamı hibiskustan geliyor.”


ANTI–MAMA RAM:

PEA GREEN.


Mama Ram:

“Bu baharatın hangi bölgeden geldiğini anlatalım.”


ANTI–MAMA RAM:

MANGO.


“Nereden?”

MANGO.


Dolayısıyla bunu gizlemeye çalışmak yerine paketin üzerine kocaman yazmaya karar verdik:


CHEMICALS BETWEEN US.


İçindekileri de arkasına açıkça koyduk.

Ne aldığınızı biliyorsunuz.

Biz de ne sattığımızı biliyoruz.

Herkes rahat.


Bu bir sağlık ürünü değildir.

Neyse ki öyleymiş gibi davranmıyoruz.


Chemicals Between Us; detoks, antioksidan mucizesi, süper gıda, kadim şifa formülü veya Himalayaların unutulmuş bir köyünde 900 yıldır içilen gizli bir iksir değildir.


Aromalı içecek tozudur.

Canınız isterse içersiniz.

İstemezse Assam demleriz.

İki seçenek de mevcut.


Hatta aynı insanın pazartesi günü tek bahçe Darjeeling, cuma gecesi floresan pembe bir şey istemesine de izin var.


İnsan karakterinin tutarlı olması gerektiğine dair herhangi bir gıda mevzuatı henüz çıkmadı.


Sonuç olarak

Bunca yıl size doğalı anlattık.

Menşe anlattık.

Hasat anlattık.

İşleme yöntemi anlattık.

Kültivar anlattık.

Gerçek vanilya kullandık.

Safranın peşinden koştuk.

Nar kuruttuk.

Portakal kabuğu kestik.


Ve sonra bir gün dedik ki:


Tamam.

Siz kazandınız.


Biraz su koyun.

Tozu ekleyin.


Karıştırın.Çözündürün.Sorgulamayın.


ANTI–MAMA RAM

CHEMICALS BETWEEN US


Synthetic Flavors Stronger Than Feelings.

 

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page